Ana Sayfa Hakkımızda REKLAMLAR Forum Dosyalar Foto Galeri ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
Üye Girişi
 
 KÜNYE
 Zeynep Genç ALPDOĞAN
 Ahmet ALPAN
 Rıfat Ahmet ALTUNTOPRAK
 Mustafa GÖKTAŞ
 Orhan Erol UNUR
 Sibel Unur ÖZDEMİR
 Cengiz ÖNAL
 Enver DOLGUN / Balıkesir
 Gündüz GÖRKEMLİ
 Tülay YILDIRIM
 ŞİİR KÖŞESİ
 Mete GÖNENÇ
 Yücel UYSAL
 Tayfun AYDER
 Ümit BORA
 KÜLTÜR SANAT
 MERİH YÜCEL
 Emsal ÖZDEMİR
 Adil ERSAMUK
 Rahime Halide SOYSAL
 İBRETLİK HİKAYELER
 BAŞKA TÜRKİYE YOK...
 CUMHURİYET KADINLARI
 FIKRALAR
 FOÇA PROTOKOL LİSTESİ
 ÖNEMLİ WEB ADRESLERİ
 TARİH KÖŞESİ
 Alev ŞİRİNKAL
 EMLAK
 SİZDEN GELENLER
 SPOR
 ŞİİR ...EDEBİYAT
Ürün ve Hizmetler
 
 Elektrikli Cihazlar
 Kişisel Ürünler
 Tekstil
 
Linkler
 
 FACEBOOK
 FOÇA KAYMAKAMLIĞI
 FOÇA BELEDİYESİ
 FOÇA DEVLET HASTANESİ
 İZMİR İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ
 HÜRRİYET
 MİLLİYET
 YENİFOÇA
 YENİ ASIR
 YENİGÜN GAZETESİ
 YENİFOÇA REHBERİ
 Fokai FM
 İLHAN GERÇEK
 Görme ENGELLİ Öğrenciler
 Caz Müzik Sevenlere
 ALEVİLİK
 BİTKİLER
Site Haritası
YAZARLARIMIZ
 


 Zeynep Genç ALPDOĞAN

 Rıfat Ahmet ALTUNTOPRAK



Mustafa GÖKTAŞ

 Gündüz GÖRKEMLİ

 Mete GÖNENÇ

  Adil ERSAMUK

 Ümit BORA

 Enver DOLGUN / Balıkesir

 Yücel UYSAL

  Tülay YILDIRIM

 Orhan Erol UNUR

Sibel Unur ÖZDEMİR

 Merih YÜCEL

 Emsal ÖZDEMİR

 Asena Berfin


 


 0232*812 61 67 & 812 61 66

  KARATEPE İLETİŞİM

 
 
 
Yücel UYSAL

                                       

  

 Yücel UYSAL / Yenifoça

 

 

 

 

 

  “Hangi baş”
 
 
İlkokul  ikinci veya üçüncü sınıfında okurken sanıyorum ilk tanışmam. Çok da sevmişim ki bugün bile hatırlıyorum. Aslında hatırlamam  miskin miskin evde otururken oldu. Kitaplığımı düzeltme isteğimle başladı. Gençliğimizde çekilen resimleri koyduğum albümler artık bir kutunun içinde, kitaplıkta aralanıp bakılmayı bekliyor gibiydiler. Ama benim onu hatırlamamın nedeni bu tozlu resimler değildi. Bir torbanın içindeki yuvarlak cam parçaları idi. Renk renk camlar. Biz ona misket derdik.  Bazı şehirlerde bilye, bazılarında gülle. Bir torbanın içinde saklamışım onları. Bir, iki, üç, dört...seksen, seksenbir, .Tam seksenbir tane misket.
 
Ankara’da İlkokul dördüncü sınıfa kadar. Serdar Sokakta geçmişti çocukluğum. Rulmanlardan tornet yapardık, Sokakta yaptığımız futbol maçında naylon toplar uçmasın diye patlak olanı diğerinin üstüne geçirirdik. Saklambaç,  köşe kapmaca, yakan top, istop, amiral battı, birdirbir, çember çevirmece aklıma bir çırpıda gelen çocukluğumuzda oynadığımız oyunlardı.
Avrupa’dan 31 yıl sonra televizyon ülkemizde yayına başladığında Ocak ayının sonunda soğuk ve karlı bir Ankara gecesi, saat 19.30.du. Bulgar yapımı “Kötü Adam ve İnatçı Çiçek” filmini seyrettik siyah beyaz.  O gün sokaklar boşaldı. Çocuklar evlere kapandı.

Sonra kültürel açılım başladı (!) Dallas’ın Ceyarı ile nasıl birbirimizi kazıklarızı öğrendik. Aslan jo’ ların oturan boğayı nasıl topraklarından sürdüğünü. Ticareti öğrendik. Para için her şeyin yapılabileceğini gördük. Kötülüğün aslında o kadar kötü bir şey olmadığını öğrendik.

Misketler kayboldu. Misketler kutulara girdi. Artık sokaklarda değil oyun makinelerinin başında çocuklar. Silah kullanmasını, insan öldürmesini öğreniyorlar.

Televizyonda ; attıkları Molotoflarla  yaşıtlarını canlı canlı yakan çocuklar var. Polise askere taş atan çocuklar var. Açılım var. 20 yaşında şehit düşen Mehmetlerimiz var.

Misket nasıl oynanırdı bilir misiniz? “Kaçına” denirdi önce. Sonra yan yana dizilirdi misketler. Dizili misketin yanından oyuncular uzağa doğru ellerindeki misketleri atardı. En uzaktan başlayarak bu sefer dizili misketlere atış yapılırdı. En yakında olan” sağ “veya “sol “ diye bir baş belirlerdi. En uzaktaki atışını yapıp vurduğu misketin diğer yanındakileri toplardı.

YeniFoça’da sokaklarda oyun oynayan çocuk görmedim.
Seksenbir tane misketim var. Var mısınız oyuna “hangi baş”?


Yücel Uysal 08/12/2009 Yenifoça

 ***

NELER OLUYOR HAYATTA...

Neler oluyor hayatta - Bir de şu rüya gerçek olsa olsa - Sabah olup uyanınca - Her şey yine aynı kalsa - Beni unuttun sanmıştım - Birde baktım ki işte orda orda  - Anladım ki çok yanılmışım - Beni seviyormuş oysa oysa - Onun sesi ta kendisi-
Geri gelmiş demek - Sensiz diyor yaşanmıyor- Aşk bu olsa gerek - Karanlıkta sokaklarda - Elinde bir çiçek - Beni arıyor beni soruyor - Hayırdır inşallah hey…

 

Balkan halk ezgisi olan bu sözler benim hatırladığım Çiğdem Talu tarafından söylendiğinde bayağı popüler olmuştu.  Karşıyaka’dan Yeni Foça’ya gelirken arabamın radyosunda dinledim.
 
Güneşli bir Karşıyaka’dan çıkıp Yenifoça Kavşağın geldiğimde hava aniden döndü. Silecekler sağanak yağış ve fırtına karşısında yetersiz kalıyordu. Ağırda olsa Yenifoça’ya Balıkçı Barınağı yolundan girip sahilden Burunucu’da eve doğru yol aldım. Deniz kabarmış, lodosun etkisi ile dalgalar yolu aşıyordu. Küçük tekneler sahipleri tarafından plaja çekilmişti.
 
Bir iki saat süren yağış alt yapısı olmayan Yeni Foça’yı teslim aldı. Yollar dere çukurlar gölet oldu.
 
Tam zamanında Karşıyaka’daki evin çatısının tamir ettirmişim diye geçirdim içimden. Bütün yaz Yeni Foça’da olunca bu zamana kalıyor işler. Bütün kiremitler kaldırıldı. Eskiyen, çürüyen tahtalar kiremitler değiştirildi. Diyarbakırlı emin usta yaptı işi. Usta yanındakiler ile bütün iş boyunca Kürtçe konuştu. İşini yaptı parasını aldı. Bir problem olursa çatınızda ararsınız, hakkınızı helal edin dedi. Helalleştik. Aklıma açılım geldi. Neyin açılımı idi acaba.
 
Islandım yağmurda, arabadan eve giresiye kadar, grip falan olmam inşallah. Gripten değilde birisi hapşırsa millet dövecek gibi bakıyor. Domuz gribi davasından. Ondan çekiniyorum. Birçok belediyenin ortak yaşam alanları dezenfekte ettiğini gazetelerden okuyorum. Foça da belediyeden tık yok aldığım haberlere göre.
 
Belki ıslak imzalı bir talimat bekliyorlardır. Yada öksüren tıksıran hapşıran var mı diye telefonlarından dinleyip ona göre tedbir alıyorlardır. Teknoloji ilerledi ne de olsa. Şimdilik Sağlık Bakanlığımız tedbiri almış. Yeni Foça da görünür yerlere afişler asmışlar “ellerinizi yıkayın” diye.
 
Tv açık salonda. İşsizlik rakamları açıklanmış. Gene artış var. Yüzde 20 lerden bahsediliyor. Yani çalışmak isteyen nüfusun her 100 ünden 20 sine iş yok. 3.5 milyon kişiye CV bırakın biz sizi ararız deniyor.
 
 
Neler oluyor hayatta. Fiili gazetecilik yıllarımda ne haber yapacağım diye düşünürken şimdi zamanın her anı bir haber memleketimde. Ezgimiz şarkı olmuş dudaklarımızda dökülmeye devam ediyor:
Hayırdır inşallah hey -Uzun desem uzun değil - Üç yol var önümde - Yeşil desem yeşil değil - Beyaz bir elbise - Gümüş desem gümüş değil - Altın bir yüzükle - Bana bakıyor gülümsüyor -Hayırdır inşallah…
 
 
Yücel UYSAL 18 Kasım 2009 Yenifoça


1 Yorum - Yorum Yaz
DUYURULAR
  focahabermerkezi@gmail.com / zeynepgencalpdogan@gmail.com

 
Döviz Bilgileri
 
Kur Alış Satış
Dolar 1.4960 1.5060
Euro 1.9250 1.9400
 
Hava Durumu

 



  0232*812 11 27 & 812 19 95

 0232*812 61 67 & 812 61 66

 

 

 ETİK PETROL
0232* 812 27 79

 ETİK PETROL 0232*812 27 79

 0232* 812 32 60 / www.zeytinhome.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 
 

 
 
ŞİİR DENİZİ