Ana Sayfa Hakkımızda REKLAMLAR Forum Dosyalar Foto Galeri ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM
Üye Girişi
 
 KÜNYE
 Zeynep Genç ALPDOĞAN
 Ahmet ALPAN
 Rıfat Ahmet ALTUNTOPRAK
 Mustafa GÖKTAŞ
 Orhan Erol UNUR
 Sibel Unur ÖZDEMİR
 Cengiz ÖNAL
 Enver DOLGUN / Balıkesir
 Gündüz GÖRKEMLİ
 Tülay YILDIRIM
 ŞİİR KÖŞESİ
 Mete GÖNENÇ
 Yücel UYSAL
 Tayfun AYDER
 Ümit BORA
 KÜLTÜR SANAT
 MERİH YÜCEL
 Emsal ÖZDEMİR
 Adil ERSAMUK
 Rahime Halide SOYSAL
 İBRETLİK HİKAYELER
 BAŞKA TÜRKİYE YOK...
 CUMHURİYET KADINLARI
 FIKRALAR
 FOÇA PROTOKOL LİSTESİ
 ÖNEMLİ WEB ADRESLERİ
 TARİH KÖŞESİ
 Alev ŞİRİNKAL
 EMLAK
 SİZDEN GELENLER
 SPOR
 ŞİİR ...EDEBİYAT
Ürün ve Hizmetler
 
 Elektrikli Cihazlar
 Kişisel Ürünler
 Tekstil
 
Linkler
 
 FACEBOOK
 FOÇA KAYMAKAMLIĞI
 FOÇA BELEDİYESİ
 FOÇA DEVLET HASTANESİ
 İZMİR İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ
 HÜRRİYET
 MİLLİYET
 YENİFOÇA
 YENİ ASIR
 YENİGÜN GAZETESİ
 YENİFOÇA REHBERİ
 Fokai FM
 İLHAN GERÇEK
 Görme ENGELLİ Öğrenciler
 Caz Müzik Sevenlere
 ALEVİLİK
 BİTKİLER
Site Haritası
YAZARLARIMIZ
 


 Zeynep Genç ALPDOĞAN

 Rıfat Ahmet ALTUNTOPRAK



Mustafa GÖKTAŞ

 Gündüz GÖRKEMLİ

 Mete GÖNENÇ

  Adil ERSAMUK

 Ümit BORA

 Enver DOLGUN / Balıkesir

 Yücel UYSAL

  Tülay YILDIRIM

 Orhan Erol UNUR

Sibel Unur ÖZDEMİR

 Merih YÜCEL

 Emsal ÖZDEMİR

 Asena Berfin


 


 0232*812 61 67 & 812 61 66

  KARATEPE İLETİŞİM

 
 
 

 

 

 Kaan AlpdoğanBU NEYİN AÇILIMI...

 

Kaan ALPDOĞAN
kaanalpdogan@focahaber.com

 


Ortada bir demokratik açılım lafıdır dönüp duruyor. Fırtınalar kopuyor. Başbakan yekten muhalefet partilerinin liderlerine açık açık şerefsiz diyor.  Ortada net bir bilgi yok. Neyi açıyorlar oda belli değil. Kürt açılımı olarak ta tanımlan bu süreçte hedef kürt kökenli vatandaşlara özerklik gibi ekstra bazı haklar tanınması.
 
Peki bu ülkede Çerkez, Laz, Türk ve diğer etnik kökenlerden gelen vatandaşlardan Kürt kökenlinin ne üstünlüğü var? Kürtler de bu ülkenin kanunlarına tabi değimli?
Kürtler bu ülkede Milletvekili, Bakan, Cumhurbaşkanı olamıyorlar mı?
Bu ülkenin üniversitelerinde okuyamayıp, yurt dışına çıkış için pasaport alamıyorlar mı? 
Tüm diğer vatandaşlar gibi Kürt kökenli vatandaşlarımızda bu hakların tamamına sahipler. 

Yıllardır süren teröre verilmiş bir prim olarak algılıyorum. Hapiste tutulan bölücübaşı dolaylı olarak mecliste cirit atıyor. Elleri ayakları gidip bu ülkenin şehrinden “Size Kürdistan dan sesleniyorum” diye bir yerlerini yırttılar.
Peki ne oldu? Hiç, hemde kocaman bir hiç.
Bu ülkenin kanunlarını uygulamakla yükümlü olan savcılar şimdi nerede? Pardon Başbakana sözle saldırı yaptığı iddiası ile 13-15 yaşlarında bir çocuğun peşindeler, unutmuşum.
Bu ülkenin  bölünmesi için çalışıldığı o kadar açıkken devletin mekanizmalarının suskun kalması çok ilginçtir.

ABD, İngiltere, Fransa gibi batılı ülkelerin bölge üzerinde 1. Dünya savaşından önce ve sonrasında hakimiyet oyunları oynadıkları, mevcut olduğunu bildiğimiz petrol için her şeyi yaptıkları gün gibi ortada iken,  bunu Atatürk’ten başka gören olmadı mı?  Yuh olsun bize. 

Bölgede yaşayanların ne şartlarda yaşadıklarını da biliyoruz. Aşiret ve ağalık kıskacında kalmış, bu yüzden para kazanamayan, töre denilen çakma kuralların cenderesinde hareket yeri kalmayan bu insanlar, kendi kaderlerini değiştirmek için kendisini sömüren Aşirete, ağaya baş kaldırmak yerine Devlete baş kaldırarak dağa çıkmıştır. Bu insanlardan oluşan terör örgütü legal hale getirilmeye çalışılmaktadır. Hem de dökülen binlerce şehidimin kanı üzerine basılarak.

Şunu herkes çok iyi bilmelidir. Hükümetin bu ülkeyi getirmeye çalıştığı yer, bölünmedir, iç savaştır.  Bu milletin insanları çok kereler kendini küllerinden yeniden yaratmış, yeni ve güçlü nice devlet ve imparatorluklar kurmuşlardır.  Yeniden kurmayıda bilir. Vatanına ihanet etmiş olanlar da tarihin tozlu ve karanlık raflarında kalmaya mahkumdurlar.

 ♣♣♣

 AL SANA AÇILIM...

 Yılmaz ÖZDİL...

 

 27 senedir gazetecilik yapıyorum... Ve, çalışma hayatımın en enteresan "sansür" olaylarından biri geldi başıma... "Açılım"ı destekleyen arkadaşların, iyi okumasını öneririm.

***

Tatilden döndüm...
"Kürtçe" başlıklı
bir yazı yazdım.
Bugün çıkacaktı.

Şöyle başlıyordu:

"Kimimiz Türk, kimimiz Kürt, kimimiz Laz, kimimiz Çerkez... Yahudimiz, Rumumuz, Ermenimiz, Rus gelinlerimiz, Alman damatlarımız; uzatmayayım, ’mozaik’ derler, değiliz aslında, ’ebru’yuz, koskoca bir aileyiz... Ve, ortak bir vatanımız, ortak bir resmi dilimiz var bizim; Türkçe... Bizi, biz yapan."

Şöyle devam ediyordu:

"Dünyaya entegreyiz; İngilizce de öğreniriz, Japonca da... Elbette, anadilini de, mesela Kürtçeyi de öğrenmek en doğal hakkıdır yurttaşların.. . Ama, bu doğal hakkı, ’açılım’ adı altında, ’resmi dil’ haline dönüştürmeye çalışmak, bizi biz olmaktan çıkarmaz mı? ’Bizi bize yabancı’ hale getirmez mi? İki lisanlı toplum olursak eğer... Birlikte yaşamak isteyen, sorunlarını konuşa konuşa çözme iddiasında olan, ancak, birbirinin dilinden anlamayan bir toplumu, hangi tutkal bir arada tutabilir?"

Ve, şöyle bitiyordu:

"Silahla beceremeyen bölücülerin tuzağına düşmemeli Türkiye... Kanın durması için teröriste bile şefkat gösterilebilir; bakarsın, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır... Fakat, farklı dil, kardeşi kardeşe yabancı haline getirir, ki, terörden tehlikelidir. "


Yazı buydu.
Peki "sansür" nerede?
Şurada...

Yazıyı Kürtçe yazmak istedim!

Hayır...Amacım, Türkiye’nin en etkin gazetesinde ilk Kürtçe makaleyi yazan kişi olmak değildi... Yukarıdaki satırları okuyacaktınız ve anlamayacaktınız.
Amacım işte buydu.

Araya "ikinci resmi lisan" girdiğinde... Farklı etnik gruplara mensup olan, ancak, Türkçe konuşarak, Türkçe yazarak, Türkçe okuyarak "anlaşan" bir toplumun, nasıl aniden birbirine yabancılaşacağını görecektik...

Kanıtı da, bu yazı olacaktı.

E hani sansür?
Buyrun...

Kürtçe bilmediğim için, Türkiye Çevirmenler Derneği’ne başvurdum, "Bu yazıyı Kürtçeye çevirmek istiyorum" dedim. "Hay hay" dediler, İstanbul’daki "yeminli tercüme bürosu"nun telefonlarını verdiler. Aradım... "Hay hay" dediler, Kürtçe tercüman bulmak için iki gün izin istediler ve çevirme ücretinin de 180 lira artı KDV olduğunu belirttiler. .. "Hay hay" dedim, fatura bilgilerimi gönderdim, yazımın Kürtçe tercümesini beklemeye başladım.

İki gün sonra... Türkiye Çevirmenler Derneği’nden aradılar... "Kürtçe tercüman bulduklarını, hatta 8 tane Kürtçe tercümana başvurduklarını , ancak 8 tercümanın da bu yazıyı Kürtçeye çevirmek istemediğini" söylediler...


Allah Allah!
Niye birader?
"Yazının içeriğini uygun bulmamışlar!"

(Bu arkadaşlar "yeminli" tercüman ama, yeminleri bi acayip... İçeriğini beğenirlerse, tercüme ediyorlar, beğenmiyorlarsa, etmiyorlar.. .
Sanırsın, tercüman değil,
sansür kurulu!)


İşte böyle...
Terör, bizi bölemez.
Lisan, böler.
Cart diye.


Bizi bize yabancı eder.
Kanıtı da bu yazı.
 
Yılmaz ÖZDİL

*** 

YOK, yağma yok.
Bu cumhuriyet sokakta bulunmadı.

Gönderen: Melih OĞUZ

Bağımsızlığını, temel niteliklerini, onurunu korumak için sonuna kadar uğraşacağız. Kimimizin dedesi, babası onun kurulması için canını, en azından yıllarını verdi. Kimimiz hâlâ dağ başlarında bekliyor.

Kimimizin çocukluğu, gençliği onun heyecanıyla geçti. O heyecanla büyüdük, okuduk, meslek sahibi olup onun yücelmesi içi çalıştık. O da okullarını, kurumlarını, sınırlı olanaklarını bu yolda seferber etti. Onun kuyusunu kazmak için dıştan ve içten bir şeyler pişiriliyor gibiyse, akıl almaz bir iyimserlikle seyirci kalabilir miyiz?

Yok, yağma yok; yıktırmayız. İsteyen, aşırı kuşkucu, manyak, hatta sapıtmış desin. İsteyen, en iyi niyetli yazıları bile korkunç çarpıtıp inanılmaz suçlamalara kalkışsın, ortalıkta kuşku uyandıran, insanı tedirgin eden, uyanık durmayı ve başkalarını uyarmayı gerektiren bunca belirti varken genel duyarsızlığa kendinizi kaptırabilir misiniz? İster istemez, bazı soruları yeniden sormak, tekrar yorumlamak, aydınlatıcı yanıtlar aramak zorundayız.
Tam da ABD askerini Irak’tan çekmeye hazırlanırken bu “açılım” nereden çıktı? Bu “uzlaşma” havası nereden estirildi? DTP niçin bunca açık konuşmaya, olur olmaz isteklerde bulunmaya başladı? Ona Vaşington’da resmi temsilcilik açma izni nasıl çıktı? İmralı’daki, yol haritası çizme cesaretini nereden alıyor? “Kürt” önekiyle ortaya çıkan “açılım”, şimdi neden “demokratik” sıfatının gerisine sığınmakta? Kimlerin aracılığıyla nasıl bir pazarlık sürüyor?

Soru soruyu açmakta. Gerilere gidince geçmişteki meraklar yeniden uyanıyor. Tezkere konusundaki öfkeyi anlıyorsunuz da, Okyanus ötesinde yayımlanan bir askeri dergideki o harita neyin nesiydi? Ortak manevrada savaş gemimizin komuta merkezine müttefikten ateşlenen güdümlü merminin mesajı neydi?

Hele, başlara niçin geçirildiği bir türlü anlaşılmayan “torba” sorusu?
Kimler, neyi yaptırmaya, hangi başa çorap örmeye kalkışmıştır?
Cumhuriyetin suyu ısınmış mıdır ki, paçalar sıvanmıştır?

Yok, yağma yok. On beşinci yaşından başlayan bir “karşı-devrim”le uğraşa uğraşa yüzüncü yılına yaklaşmakta olan bir cumhuriyet bu kadar kolay yıkıma, parçalanışa, dağılışa terk edilemez.

Değişik etnik kimliklere saygı ve özgürlük yetmezmiş gibi, daha öteye geçen toplu haklar istemenin, terör tehdidini dayatmanın ve tek ulustan iki ulus çıkarmaya kalkışmanın anlamı nedir?

Dünyanın başka, herhangi bir başka köşesinde böyle bir hokkabazlık belki olabilir, ama Anadolu halkı gibi farklı etnik kökenlerden gelen bir nüfusu ulus kavramında bütünleştirmeye çabalayan bir cumhuriyete böyle bir sonucu reva görmek, en azından tarihe ve insanlık idealine ihanet değildir de nedir?

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DUYURULAR
  focahabermerkezi@gmail.com / zeynepgencalpdogan@gmail.com

 
Döviz Bilgileri
 
Kur Alış Satış
Dolar 1.4960 1.5060
Euro 1.9250 1.9400
 
Hava Durumu

 



  0232*812 11 27 & 812 19 95

 0232*812 61 67 & 812 61 66

 

 

 ETİK PETROL
0232* 812 27 79

 ETİK PETROL 0232*812 27 79

 0232* 812 32 60 / www.zeytinhome.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 
 

 
 
ŞİİR DENİZİ
 
 
  Ana Sayfa   Hakkımızda   REKLAMLAR   Forum   Dosyalar   Foto Galeri   ZİYARETÇİ DEFTERİ   İLETİŞİM