|
 Gündüz GÖRKEMLİ ALTINOLUK_EDREMİT
MEĞER BEN MİYOPMUŞUM.. Yıllardır uzağı, uzakları göremiyordum. Meğer miyopmuşum. Böyle olduğumu bana kimse söylemediki.. Gerçekleri görmek için öylesine delilikler yaptım. Yeri geldiğinde çorbacıyı, kokareççiyi. midyeciyi dahi güldürmüşümdür. Boşu boşuna değer verip yaşadığım anlar aklıma geliyor da ah ulan, sen ne kadarda manyakmışsın diyorum. Babamdan, anamdan başka beni anlayan olmadı gitti. Hala bir değirmen var. Parçalıyor, dilimliyor ve öğütüyor beni. Yaşamımın dörtte üçü böyle geldi geçti. Kimseyle hiç bir kulvarda yarışa girmedim. Hep bulanık sularda yüzdüm. Vallahi para etmedi. Tam aksine zarar verdi. Ancak hiç bir zincire vurmadım kendimi. Pamuk ipliği gibi olmadım.Yılmadım. Hiçbir zamanda buz olmadım. Yoksa eritirlerdi beni.. Her şeye rağmen üç numara miyopum. Olsun.Yakından görüp izlediklerim yetiyor bana. Sorup öğrenmek istiyorum.. Sen ne alemdesin´?.. Sende de miyop var mı ?.. *** CHP´YE YENİ KATILIMLAR 1-KAMER GENÇ Şöyle bir siyaset dünyasına ait bilgilerimizi hatırlayalım. Kamer Genç Zaza asıllı bir alevi. Hatırladığım kadarıyla Danıştay Tetkik Hakimliği ve Danıştay Savcılığı görevlerinde bulundu. 4 dönem miiletvekilliğine seçildi. TBMM Başkan Vekilliği yaptı.Tunceli bağımsız milletvekiliyken Genel Başkan değişince 1 Haziran 2010 da CHP saflarına geçti.Kamer Genç çeşitliliği ve ilginç davranışlarıyla tanınıyor.Örneğin M. Ali Ağca nın idamına ve 12 Eylül Anayasá´sına ret oyu kullanan kişidir.Turgut Özal´a ve Süleyman Demirel´e ağır eleştirilerde bulunmuştu. Anap´lı Yaşar Topçu ile küfürlü tartışmalara girmişti.Düzenlenen bir iftar yemeğinde şehit analarının tepkisi ile saldırıya uğramıştı. Erdal İnönü-Baykal çekişmelerinde İnönü´nün yanında yer aldığı halde birden DYP´ye geçmişti.Kamer Genç viski içince kendimi daha iyi bir müslüman hissediyorum demiş, ancak sonrasında özür dilemişti. Mecliste hiç bir oturum Kamer Genç´ siz geçmez. Bu nedenle ona hala adam olmadın diyen çok kişi var. Kuştan korkma, darı ekmez benzetmeleri meclis tutanaklarında yazılıdır. Kamer Genç hakkında söylenenler çok ilginçtir. Onun için sünnetsizdir diyenler var. Gay barlarına takılırmış. Genel Kurula alkol alıp gelirmiş. Ankara´da ve özellikle İstanbul´da çapkınlık yaptığı dilden dile dolaşıyor. Aşırı alkol kullandığından bu onda bağımlılık yapmış deniliyor. Yakın zamanda beyin kanaması geçirdiği haberleri yayınlandı. Sayın Kamer Genç´e her şeyden önce bir insan olarak geçmiş olsun diyorum. Diyorum da CHP´nin çiçeği burnunda yeni Genel Başkanının siyasi hayatı değişkenliklerle dolu bu milletvekilinden ne tür yararlar sağlayabileceği beni iyiden iyiye çok düşündürüyor.. Ne diyebiliriz ki. Bu da onların açılımı.. *** NAZIM HİKMET VE SABAHATTİN ALİ Her ikiside edebiyat dünyamızın ustaları.Nice güzel şeyler yazmışlar.Okunmaya ve dinlemeye doyum olmuyor. Yıllarca incelemişimdir.Kaderleri aynı noktalarda birleşiyor.Ancak neden biri hatırlanıyor da diğeri unutuluyor diye kendi kendime sormuşumdur.Sormuş ama bir sonuca ulaşamamışımdır.Bence N.Hikmet neyse S.Ali de odur. Yani teraziye koydunuz mu pek büyük ayrıcalıklar görünmüyor.Hal böleyken biri anılıyor,diğeri için ses çıkmıyor. N.Hikmet Moskova´da Novodliçya mezarlığında yatıyor.S.Ali´nin ise mezarı dahi belli değil.S.Ali Konya´da görev yaptığı yıllarda bir arkadaş toplantısında Atatürk´ü yeren şiir okuduğu iddiası ile tutuklanmıştı.Sonrasında Varlık Dergisinde "BENİM AŞKIM"adlı şiiri yayınlandı ve atamıza olan bağlılığını gösterdi.S.ALİ´nin İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN ROMANI milliyetçi kesimden büyük tepki toplamıştı.Çıkardığı dergiler tek partili iktidarın baskıları ile karşılaşmıştı. Hatta İsmet Paşa ile alay edildiği kanısına varılarak yayınına son verilmişti.N.Hikmet Rusya´ya kaçtı. S.ALİ BULGARİSTAN´A kaçmak isterken öldürüldü. Mezarının olduğu yer dahi belli değil. Gerek N.HİKMET olsun gerekse S.Ali olsun işlediği temalarda ezilen insanların acılarını,sömürülmelerini dile getirmişlerdir. Aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanını küçümseyici tavırlarını eleştirmişlerdi.Her ikisinin de ortak paydaları buydu. Şöyle bir bakınız.. Bugün hala dillerden düşmeyen ALDIRMA GÖNÜL, LEYLİM LEY, BEN YİNE SANA VURGUNUM şarkıları kime ait ?.. N.Hikmet olsun,S.Ali olsun ikisi de sınırı geçip başka yerlere gitmek istediler.Tabii ki nedenleri var.Yoksa onlar asla vatan haini değildiler.3 Haziranda N.Hikmet ölüm yıldönümünde etkinlikler yapılarak anıldı. S.ALİ acaba neden hatırlanmaz diye hep ikilemler yaşarım.Bunu birisi kalkıp bana anlatsa inanın çok rahatlayacağım. Çünkü onun bir ayağı Edremit,bir ayağı da Kırklareli. Her ikisini de rahmetle anıyorum.Bu bağlamda sayın Zülfü Livaneli aklıma geldi. Müzik dünyamızın ustasını bu ölümsüz insanların yazdıklarını besteleyip söylediği için alkışlıyorum
*** HERKES KÖŞE YAZARI OLAMAZ Şu internet çıkalı beri herşeyi izleme olanağına kavuştuk. Her gün yeni iletiler alıyor ve de objektif düşünerek kendi çapımda değerlendirmeler yapıyorum.Körfezde günlük yayınlanan bir gazetede şöyle bir yazı çıktı.Başlığı "ARADA KALANLAR." Saygı duyduğum BEKİR COŞKUN beyin bana göre bu muhteşem yazısı bendenize ocak ayında ulaştırılmıştı.Hala silmedim. Ancak ne yazıktır ki bir zatı muhterem sanki kendi üretimiymiş gibi bunu köşesinde yayınladı.Takip edenler bilir.Bilmeyenler de ,vay be ne güzel yazmış diyerek alkış tutabilirler.Bu bağlamda derim ki eğer bir şey yazıyorsanız bunun bir alıntı ve kime ait olduğunu lütfen bir dip not olarak düşünüz. Köşe yazarları işte bu nedenle bilinçsiz şekilde çoğalıp gidiyor..Eğer cumhuriyetle demokrasi arasında sıkıştık kaldık diyorsak alıntılara başvurmadan şahsi üretimler çok daha etik olur ve de okunur. Bir yerde çalışıp emekli oluyoruz.Sonrasında bazılarımız aktif hayatımızı devam ettiriyoruz. Ancak bunu yaparken çok bilinçli davranmamız gerektiğine inanıyorum. Çok iyi bildiğim bir şey var. Yerde bulduğumuz parayı sahibini bulup vermek kişileri yüceltiyor. Her istediğimiz ve dilediğimiz anda ne yazıktır ki kalkacak olan her uçakta yer bulup biletimizi alamayabiliyoruz. Okurlara alıntı şeyleri aktarmak bana göre bir maharet değil. Yıllarca emek verdiğim gazetecilik hayatımda bu tip şeyleri gördükçe inanın çok yadırgıyorum. Onun için her zamanki gibi şunu tekrar vurgulamak isterim. Herkes gazeteci olamaz..
*** BUGÜN KONFÜÇYÜS GİBİ DÜŞÜNMEK İSTEDİM Hayat engelebelerle dolu.İnişli çıkışlıdır yaşam.Buna ayak uydurabilenler kazanıyor. Ömür denen mücadelede eğer iyi anılmak istiyorsanız yapılacak çok basit şeyler var. Öncelikle kin ve nefret duyguları içinde yaşamamak gerekiyor. Eğer bunu becerebilirseniz her şey olumlu olarak seyrine giriyor. Dürüst olmak ve de saygı kazanmak bireylerin ana hedefi olmalı. Günler sorunlarla başlıyor ve de öyle bitiyor.Akşam olunca herkes bir muhasebe yapmalı. Yanlışları görüp ben hata işledim veya olumlu davrandım diyebilmeli. Her nedense biraz olsun sinirlendikmi acele kararlar veriyoruz. Oysa zaman her şeyin ilacıdır düşüncesini yaşam felsefesi haline getirmekte büyük faydalar var.Çok şeyi duyarız.Yerine göre sessiz kalmak bir yüceliktir. Eğer hemen şarlarsak öncelikle benliğimiz zarar görüyor.Yörüngemiz ,hatta pusulamız dahi şaşıyor. Her duyduğumuza inanmak için öncelikle araştırma yapıp ondan sonra sonuca ulaşmanın engin faydaları var.Yaşam felsefemde korktuğum ve irkildiğim tek şey kaybedecek bir şeyi olmayanların hışmına uğramak. Şu bir gerçek ki dürüst insanların sayısı giderek azalıyor. Ben derim ki sakın sakın delirmeyin. Ruhsal zindeliği korumak her ne kadar zor olsada onu muhafaza etmeye çalışın.. *** ARILARDAN DEĞİL SİNEKLERDEN KORKUYORUM.. Kara sinekler,sivri sinekler. Korkarım onlardan.. Eşek arıları balkonumu açtığımda sanki içeride onlara bir gıda varmiş gibi uçuşmaya kalksalar bile defetmesini becerebiliyorum. Arılar gün kararmaya başlayınca ortalıktan kaybolurlar. Oysa,şu sinekler varya.Gece düştümü hayatımıza,en kahpe rollerini oynarlar. Arılar öyle sevimlilir ki. Bal yapmak ve üretmek için doğanın her türünden faydalanıp uçuşup dururlar. Onları seyretmek benim için apayrı bir zevk. Şu sivrisinekler yok mu ?. Herkes gibi ben de nefret ediyorum onlardan. En ufak bir aralık görmesinler. Tüm hünerlerini kullanıp size ulaşır ve kanınızı emerler. En pahalı ilacı kullansanız dahi çaresiz kalırsınız. Arılar,sinekler,öküzler. Hayvanlar alemi işte..Birisi bal yapar,birileri de can yakar. Arılar bal vermeye devam etsin.Kan emmeye kalkanlar bir an önce can verip kaybolsun. .Sende hiçbir şeyi sevmiyorsun be kardeş.. O zaman rüzgarların önünde kuru bir yaprak gibi sürüklen git. Sineklere de yaşam tanı. Tanırım elbette. yeterki canımı acıtmasınlar..
*** HERKES AĞLAŞIYOR.. Geçen gün devletin üst kademelerinde görev yapan bir arkadaşım aradı. Çocukluk ve gençlik yıllarımız bir arada geçmişti. Havadan sudan konuşurken mutfak işlerinden sorumlu Devlet Bakanlığına atandım deyince şaşırdım. Oğlum, sen sapıttın mı ne diyorsun diye karşılık verince neler neler anlatmadı. Kahkaha atmaya başlayınca şaşkınlığım giderek artıyordu. Herhalde dostum kafayı yedi diye düşünürken olayı çözdüm. Durmadan artan mutfak masrafları nedeniyle harcamaları kontrolüne almış. Zeytinyağı yerine ayçiçekyağı, temizlikte kullandıkları sıvı detejan yerine arap sabunu, şebeke suyu yerine yağmur suyu kullanmaya başlamışlar. Market ve pazar işlerini de yüklenmiş. Mesai bitiminde çeşitli yerlere gidip ucuzluk günlerini takip ediyormuş. Aramızda uzun yılların birikimi olan samimiyet varya ey be arkadaş , sen bürokrat geçinen bir insansın. Gelirin iyi. Evin var, yazlığın var, son model araban var. Bari sen ağlaşma dediğimde bildik çilelerden bahsetti. Kim enflasyon tek haneli rakamlarda seyrediyor derse desin. Bir çok kişi gibi ben de buna asla va asla inanmıyorum. Eti bırakınız. Eğer kıyma 25 tl, patates, soğan 2 tl olursa 600 tl alan bir emekli hayatını nasıl idame ettirebilir. Şu insanca yaşamaya bir türlü çözüm bulamadık gitti. Yıllardır sandık başına gidiyoruz ama bizi borçsuz yaşatacak bir idareye kavuşamadık. 2010 da kişi başına gelirimiz bilmem kaç dolara yükselecekmiş. Bırakınız palavraları. Biraz gerçekçi olalım. Bu gariban halkı kandırmayalım. Hiç umutlanmayalım. Aynı teraneler sürüp gidecektir. *** DANİMARKA´DA YAŞANAN YUNUS KATLİAMI.. Danimarka´da tarihsel dinazorların iskeletleri sergilenmeye başladı. Kopenghak´ taki sergi bir yıl açık kalıp dünyaya duyurulacak. Güzel bir girişim. Sanıyorum çok kişi tarafından izlenecek. Ancak şöyle bir şey var. Danimarkalı gençler yetişkin ve olgunlaşma gösterileri yaparken Calderon diye bilinen sevimli yunusları kancalarla kesip denizi kırmızıya boyuyorlar. İşin garibi bu korkunç katliam gerçekleştiriliken binlece kişi de adeta onları alkışlıyorlar. Calderon yunusları insanlarla çok iyi bir iletişim kurarak her tür oyunları oynayabiliyorlar. Çok yazıktır ki böylesine sevimli deniz mahlukları Danimarka´lı gençlerin katliamınla baş başa kalıyorlar. Zavallı yunuslar öldürülürken korku ile karışık öylesine ağlama sesleri çıkarıyorlar ki; dayanmak mümkün değil.Ülkemizdeki hayvan severler ve çevrecilerin bundan haberleri var mıdır, bilemiyorum. Sokaklarda öldürülen köpekler,mağaralarından yapay yerlere taşınan yarasalar için nice girişimlere başvuruluyor.Bizde böylesine korkunç hayvan katliamı olsa neler neler yapmayız. Adeta yer yerinden oynar. Danimarka Avrupada medeniyeti en iyi uygulayan bir ülke olarak bilinir. Bir taraftan dinazor sergisi açıyorlar. Diğer tarafta o güzelim yunusları katlediyorlar. Ve de buna sessiz kalıyorlar. İşte Avrupa´da ve dünyadaki Türkiye farklılığı. *** SUÇ MU ? .. Haddini bilmez ,kültürden yoksun ama bilgiç geçinen kişilere seviyeli davranmalarını hatırlatmak suç mu ? Eğer bana bir şeyler anlatmak istiyorsan bilmediğim şeyleri öğret.Seni baş tacı yapayım. Suç mu yapılan hataları dile getirmek ?.. Suç mu ne ekersen onu biçersin demek ? Suç mu bilimsel olarak bir şeyi tenkid etmek ? Suç mu haddini bil demek ? Evrensel bilgi ve deneyimlere ve de araştırmalara dayanarak yazmak suç mu ? Haddini bil,sömürme duyguları demek suç mu ? Çok iyi bildiğimiz bir konuda fikir ileri sürmek suç mu ? Eğer bunlar bir suç teşgil ediyorsa edepli ve insanca yaşamak da suç mu ? Her konuda iddialı olabilmek ve insanları küçümseyerek onları hor görmenin kime ne faydası var. Neden saçma sapan fikir ve düşüncelerle birbirimize düşman oluyoruz. Çok iddialı olmak yerine biraz olsun suskun kalmak kişiliğimize saygınlık katar. Maviye kim beyaz diyebilmişki.. Maalesef birilerinin benliğine yerleşmiş katı ve anlaşılmaz düşünceler düşmanlıklar ve geçimsizlikler yaratıyor. Ne zaman ki bunları iyice özümseyeceğiz işte o zaman demokrasi de kendiliğinden doğacaktır.. *** YAŞAYABİLDİĞİN KADAR YAŞA AMA!!.. Sivri sinek gibi ısırma. Tilkileşme,domuzlaşma. Menfaat uğruna kendini satma. Asla yalakalık yapma. Bencil davranma. Durmadan renk değiştirme. Arı gibi ol,bal yap. Sevmek nedir öğren. Aslını inkar etme. Büyüklük taslama. Şabanlaşma. İnsan ol,insan. Her an ölümü kapında hisset. Geçmişine geleceğine sövdürme. Fakir,fıkarayla hayatı paylaş. Bir tek ben varıp diyerek böbürlenme. Unutma ki senden nice daha üstün olan insanlar vardır. Kendini sevdiğin kadar başkalarını da sevmeyi öğren. Dön yüzünü doğaya şöyle bir bak. Kim yüce diye kendini sorgula. Yağmur bizim için yağıyor. Şimşekler bizim için çakıyor. Son nefesini nasıl vereceğini düşün. İnsan ol insan. Yaşa ama iyiliklerle anılarak yaşa. Şunu bil ki insan gibi yaşayamazsan mezarına bir taş dahi koymazlar.. *** ABDÜLLATİF ŞENER VE TÜRKİYE PARTİSİ Her önüne gelen bir parti kuruyor. Şahsi yorumuma göre kırılganlıklar öne çıkıyor. Tantan ayrıldı. Yaşar Nuri hoca ayrıldı. Yeni bir oluşum diye ortaya çıktılar. Şimdide siyaset dünyamızı yakından takip edenler yeni kurulan Türkiye Partisini izlemeye başladılar. Abdüllatif Şener Genel Başkan. Siyaset dünyamızda onun özgeçmişinden biraz olsun bahsetmek gereğini duydum. Doç. Dr. Ekonomi ve maliye politikalarında deneyimli olan biri diye tanınıyor. 1991 yılında Refah Partisi ile Meclise girdi. Maliye Bakanlığı yaptı. AKP Hükümetlerinde de Başbakan Yardımcılığı ve devlet bakanlığı görevlerinde bulundu. Özelleştirme İdaresi ona bağlıydı. Her ne olduysa sessiz sedasız AKP´den ayrıldığını gördük. Sonradan anlaşıldıki Şener bir çok konularda Erdoğan ile anlaşamamış. Vatandaş Erdoğan´ın üslubundan usandı diyor. Onun ötesinde Türkiye adeta savruluyor diye mesajları var. Hayati meseleler ortada bırakılıyormuş. Tayyip´in ekonomi konularına , ekonomi politikalarına ilgisi azmış. Şener, ülke özgür ve özgün bir şekilde kendi ekonomi politikalarını hazırlayabilmeli diyor. Öyle anlaşılıyor ki amacı ekonomi ağırlıklı bir oluşumu yaratmak. Siyasetçiler her zaman karşısındakileri yıpratmaya çalışırlar. Abdüllatif Şener öyle hatırlıyorum ki AKP 2009´un sonuna çıkamaz diye bir cümle kullanmıştı. Hatta eriyecek, parçalanacak demişti. Tabii, bunlar her siyasinin günlük notlarıdır. Bir an hepsini bir tarafa bırakalım. TP´NİN izleyeceği çizgi sağ ve sol tanımlarına girmeyerek ortada kalmak olacakmış. 2011´E az kaldı. Şener her yerde örgütlerini tam gazla kurmaya çalışıyor. Bakalım siyasi hayatımıza nasıl bir ivme kazandıracak. Şunu da asla unutmamak lazım.. Ne yazık ki bir trenden inen, sonraki trenin altında kalabiliyor. *** KIŞ,BİZ VE YAKUTSK.. TV kanallarından her gün kış aylarının getirdiği olumsuzlukları izliyoruz. Ülkemizde olduğu gibi dünyada bizden çok daha fazla soğuk geçen nice yerler var. Bunlardan biriside Yakutsk. Rusya´da bir kent. Öyle ki dışarıya çıktınız mı kirpikleriniz karla doluyor. Eğer gözlük kullanıyorsanız camlarınız dahi çatlıyor. Kış aylarında ortalama ısı _40 derece. Burada yaşayanların kullandıkları iç çamaşırlar yün ya da tiftikten yapılmış ve termik.Yani soğuk geçirmiyor. Kulaklarınızı kapamaz ve de kafanıza kürk şapka giymezseniz vay halinize. Dışarıda 15 dakika kaldınız mı donarsınız. Nefes alma zorluğu ve yüzde yanmalar,arkasındanda kaşınmalar başlar. Eğer arabanızın motorunu yarım saatten fazla durdurursanız çalışamaz hale geliyor. Kış aylarında Yakutsk´de yaşamak için votka içmeniz gerekiyor. Üç yıl önce orada yaşayan bir arkadaşımın daveti üzerine yaz aylarında Yakutistan´a gitmiştim. 2.6 milyon metre karelik alanda 1 milyon insan yaşıyor. Demiryolu yok. Ilımlı geçen günlerde Lema nehri ile ulaşım sağlanıyor. Bölge altın madenleri bakımından çok zengin. Elmasta dünya ihtiyacının yüzde 22’ si buradan karşılanıyor. Yaşadığımız kış itibariyle özellikle doğu Anadolumuz perişan günler yaşıyor. Gerçek odur ki katlanmak zor. Ancak bizden çok daha çetin geçen nice yerler olduğunu unutmayarak mücadele etmemiz gerekiyor. Tıpkı Yakutsk´de olduğu gibi.. *** TEZE YILINIZI GUTLAYARIM.. Yazımın başlığına bakarak bu adam ne diyor diye şaşırabilirsiniz. Öyle düşünmeyiniz. Yeni yıl için herkes bir şeyler yazacaktır. Ancak ben konuyu başka yere çekerek sizlere TÜRK DİL KURUMU´nun Türkçe Lehçelerinde yer alan yeni yıl kutlama mesajlarını aktarmak istedim.
Şöyleki.. AZERBAYCAN ; "Yeni iliniz mübarek olsun." KAZAK; "Canga cılıngınız kuttı olsun." UYGUR; "Yengi yılıngızğa mübarek olsun." TATAR; "Sezne yanga yıl belen tebrik item." KIRIM; "Yanı ılınız kaırlı olsun." BAŞKIRT; "Hezze yangı yıl menen kotlayım." KARAÇAY_BALKIR ; "Cangıngı cılğıznı algışlayma." Bunun gibi daha neler neler. Sanırım bu yılbaşı kutlamalarını lehçelere göre okuyunca gülmüş veya bir şeyler düşünmüşsünüzdür. Türkçemizde tam 22 lehçe var. Şu bir gerçek ki en güzelide bizim olanı. Dileklerim çok ama 10 rakamını hiç sevmediğim için bir şey söylemek istemiyorum. Gine de yeni yıl hayırlar getirsin demeyi yeğliyorum.. *** DTP KAPATILMALI MIYDI ?.. Kim ne derse desin partilerin kapatılması bana ters geliyor. Eğer bir suç işlenmişse cezayı ona kesmek daha etik olur diye düşünüyorum. Ancak madalyonun bir yüzü de gösteriyorki yapılan eylemlere ve söylemlere kimse onay vermiyor. Siyaset bir tercih ilmidir. Haklar savunulur,yanlışlar ortaya dökülür.
Ama bununda bir sınırı var. Eğer onu aşarsanız kanun karşınıza çıkar ve durun bakalım, ne yapıyorsunuz der. DTP ne yaptı da kapatıldı.. Bunları anlatabilmek için belgelere gerek yok. Yıllardır TV kanallarında her şey gösterildi. Yaşananları veya yaşatılanları yediden yetmişe herkes izledi.
Bir araştırmacı yazar olarak tuttuğum günlüklerde bakınız neler var.. DTP İl ve İlçe binalarını yasa dışı örgüt kamplarına dönüştürdü. Terör örgütünü öven açıklamalar yaptılar. Etkinliklerini onlar lehine kullandılar. PKK adına mitingler düzenlediler. Öcalanın propagandası amacıyla takvim dağıttılar. Roj TV de demeçler verip çocuk katili Öcalanı övdüler. Terör örgütü lehine yapılan gösterilere katıldılar. Onları destekleyici basın açıklamaları yaptılar. Yaşları küçük kişileri kullanarak yasadışı slogan attırdılar.
Terör örgütü elemanlarına maddi destek sağladılar. Suçluyu övme eylemi yaptılar. Öldürülen teröristin mezarına Öcalan’ ın resmini astılar. Örgüt mensuplarının yurt dışına çıkabilmeleri için sahte kimlik düzenlediler. Yıllardır tv kanallarındaki haberlerden ve yazılı basından izleyerek tuttuğum notlar bunlar.. Dikkat ediniz.Parti adının başında demokratik kelimesi vardı. Demokratik olmak bu mu Allah aşkına. Öldürenleri alkışlamakla nasıl demokratik olabilirsiniz. Biraz olsun ders alınız. Bu güzelim ülkede anarşi yaratmakla kimin eline ne geçecek... *** ALTINOLUK´TAN FOÇA´YA SELAMLAR.. Otuzbeş yıldan beri gazetecilik hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. Araştırmak,okumak ve kaleme dökmek bir tutku olarak benliğime işlemiş. Edremit´te çıkan Hakimiyet Gazetesinde bir köşem var. Gazeteci Enver Dolgun bey, Türkiye Partisi Foça İlçe Başkanlığına Foça Haber Gazetesi sahibi ve Yazı İşleri Müdürü ZEYNEP GENÇ ALPDOĞAN atandı diye bir haber yapmıştı. Bir meslekdaş olarak sevinmiş ve gurur duymuştum. İnternete girerek detaylı bilgilere eriştim. Yoğun bir çalışma tempom olduğu halde kendi kendime Zeynep hanımın gazetesinde de yazmayı düşledim. Sağolsunlar,isteğimi kibarlılıkla kabul ettiler. Güzel insanlar ve eğitim almış gazetecilerle çalışmak öyle güzelki.. Bundan sonra sağlığım elverdiği sürece FOÇA HABER GAZETESİNDE Altınoluk´tan seslenmeye çalışacağım. Yalnız şunu unutmayınız sevgili okurlar.. Ben her türden yazan bir gazeteciyim. Bir gün siyasetten bahsederim,bir gün de fantastik türde yazarım. Her eleştiriye de açığım. Sağlıcakla kalın FOÇA HABER okuyucuları.. Nice yazılarda buluşmak üzere.. ******* GÜZELLİKLERLE YAŞAMAK.. Hayat çok kısa. Hiç anlamadan geçip gidiyor ömür. Derim ki,sabah olunca sarılın yepyeni bir güne. Silkelenin mahmurluktan. Sevinçle çıkınız evinizden. Fırından yeni çıkmış sıcacık bir ekmek alıp sürün üzerine tereyağını. Veya tava simitle kaşar peynirini yudumlayın çayla. Yağsın çisil çisil yağmur. Arkasından gökkuşağı çıksın. Soluyun alabildiğince tertemiz havayı. Takmayın her şeye kafayı. Akşam olunca evinize dönerken yemek kokularını duymak ne güzel şey. Çocuklarınız ve eşiniz karşılasın sizi kapıda. Bu kış gününde soğukla boğuşurken sıcacık evinize girin. Ayağınızı vuran ayakkabılarınızı çıkarıp rahat bir nefes alın. Her ne kadar sorunlarla yaşasak bile şen şakrak yemeğinizi yiyin. Sonra şöyle bir uzanıp dinlenin. Televizyonun karşısına geçip tuttuğunuz takımın maçını keyifle izleyin. Her ne kadar acı gerçekler içinde yaşıyor olsak da küsmeyiniz yaşama. Doyabildiğimiz kadar nefes alalım nefesimizi kesseler bile. Gerçekler apaçık ortada.Gine de anlayışlı olmakta fayda var. Kin ve nefretle hiçbir yere varılmıyor. Herkese güler yüzle merhaba demek çok ama çok güzel. Dedim ya.. Hayat çok kısa. Gündüz GÖRKEMLİ Biyografi
1950 Kırklareli doğumluyum.Demet ve İpek adlı iki kızım var.İstanbul Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler mezunuyum. 18 yaşındayken gazeteciliğe başladım.İlk olarak ATAYOLU gazetesinde köşe yazılarım çıktı.Milliyet gazetesinin muhabirlik görevini ve Çağrı dergisinin temsilciliğini yaptım.1968 de açılan bir hikaye yarışmasında birinci seçtiler. Üniversiteyi bitirince Hastaş Holding Öğretim Kurumunda çalıştım.Yedek subaylık dönüşü İş Bankasına girdim. İş Bankası Parmakkapı Sanat Galerisinde rahmetli Ümit Yaşar Oğuzcan´la yıllarca birlikte çalıştım.1991 de emekli oldum. Sağlık nedenlerimden dolayı yaşamakta olduğum Ortaköy_İstanbul´u bırakıp Altınoluk beldesine yerleştim. Meslek hayatımda en son 2007 yılında BRT(Balıkesir Radyo Televiyon) tarafından yılın köşe yazarı seçildim. Halen GAZETE TRAKYA, HAKİMİYET, ALTINOLUK GAZETESİ´nde köşe yazılarım ve CEP SANAT dergisinde öykülerim çıkıyor. EŞ SEÇİMİ VE EVLİLİK HAYATI adlı yayınlanmış bir kitabım var.
|
1 Yorum - Yorum Yaz
|