|
DİNİ YİRMİ KURUŞA SATMAYANLAR
Londra'daki caminin yeni imamı şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı şoföre rastlıyormuş.
Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 "kuruş" fazla vermiş. İmam yanlışlığı oturunca, parasını sayınca fark etmiş. Kendi kendine düşünmüş "20 kuruşu geri versem mi şoföre?"... Ama içinden bir ses diyormuş ki "çok küçük bir para ve şoförün zaten umurunda da değil. Otobüs şirketine 20 kuruş ne fark eder?. Bu parayı Allah’ tan gelen bir hediye gibi... düşünebilirim"
İneceği durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş, inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki : "paranın üstünü fazla verdiniz." Şoför gülümsemiş ve demiş ki : "Siz camiinin yeni imamısınız değil mi? Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde, İslam’ı öğrenmek için ve bilerek size fazla para verdim nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim."
İmam inerken nerdeyse bacaklarını hissetmiyormuş, yere yığılacakmış-casına bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış, gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki: "Allah’ım az daha İslam’ı 20 kuruşa satıyordum!" Bizler bu "fıkrayı", dini - siyasete, siyaseti- ticarete dönüştürenlereibret olsun diye yayımlıyoruz. Siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? Kıymetli malı olanlar bağırmaz. Domatesçi, zerzevatçı bağırır ama kuyumcu bağırmaz. Eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. Düşünen bağırmaz. İnsan bağırırken düşünemez.
♣♣♣ 26 yıl sonra gelen mektup Fevzi KIZILKOYUN, ANKARA / DHA DEVRİMCİ 78'liler Federasyonu, 12 Eylül döneminde idam edilen Erdoğan Yazgan'ın idamdan hemen önce yazdığı mektuba ulaşarak 26 yıl sonra ailesine teslim etti. Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde 'Üçüncü Yol' örgütü davasında yargılanıp idam edilen dört kişiden biri olan Erdoğan Yazgan'ın yazdığı son mektup 26 yıl sonra ailesine ulaştı. İzmit Kapalı Cezaevi'nde 29 Ocak 1983'te Ömer Yazgan, Mehmet Kanbur ve Ramazan Yukarıgöz'le birlikte idam edilen Erdoğan Yazgan'ın yazdığı son mektup, Devrimci 78'liler Federasyonu yetkililerinin girişimleriyle, Kara Kuvvetleri Komutanlığı arşivlerinden teslim alınarak, ailesine verildi. Mülkiyeliler Birliği Salonu'nda yapılan törene Yazgan'ın ailesinden kimse katılmazken, Yazgan'ın kardeşi Fatma Yazgan'ın mesajı okundu. Fatma Yazgan mesajında "Göndereni ve alıcısı belli ve tümüyle devlet denetimi altında bir mektubun 26 yıl sonra adresine ulaşması başlı başına trajik bir olay. Hele bu mektup idamla yargılanmış ve cezası infaz edilmiş bir insanın son mektubuysa. Bu mektup bugün 26 yaşında. Yani yaşamımın 14 yılını paylaşabildiğim ağabeyimin son mektubuna ulaşmamız, ancak bu sürenin iki katına yakın bir zamanda mümkün olabildi," denildi. Yapılan açıklamaların ardından Yazgan'ın mektubu aile yakını İsmet Kaymaloğlu tarafından teslim alındı. Törende, Devrimciler 78'liler Federasyonu tarafından yapılan açıklamada Erdoğan Yazgan'ın idam edilmeden hemen önce kelepçeli ellerle ailesine, arkadaşlarına yazdığı, sakınca bulunarak 26 yıldır alıkonulan mektubun bugün ailesine teslim edildiği belirtildi, "Böylece, 12 Eylül faşizmince idam edilen 17 devrimcinin son mektuplarına ulaşma çabası tamamlandı. Yazgan'ın mektubu, ulaşılmayan son mektuptu," denildi.
İŞTE MEKTUP
Erdoğan Yazgan'ın 26 yıl önce idamından hemen önce yazdığı ve 'Sevgili ve değerli aileme' diyerek başladığı mektubu:
"Bu size yazacağım son mektup. Sizlerle uzun bir zamandır ceza evinde görüşüyorduk. Hepinize olan sevgimi bilirsiniz. Bunu burada uzun uzun yazmıyacam kanaatimce bu kadarı yeterli; Kardeşlerim Güldoğan ve Hatice'yi bir anlık sinirlilikle kırdım, kusura bakmasınlar. Ahmet, Sabire, Fatoş ve Selma'ya da ayrıca çok selamlar. Hepiniz, her şeyimden mahrum hayatımda bana destek ve moral oldunuz. Sizlerin benim dünyamda ayrı bir yeri vardı. Sizlere onurlu bir yaşam miras bırakabildiysem ne mutlu bana. Şu an tek dileğim sizlerin sağlığının bozulmaması. Acı olacak ama dayanmanız gerek. Kimseyi suçlamayın, bu işin tek sorumlusu bugünkü yönetim ve devlettir. Yani suçlu olan bizi asanlardır. Görüşlerimi ve neyi savunduğumu burada yazmıyacam. Çünkü sizler bunları biliyorsunuz. Yaşamım kısa ve onurlu oldu. Hepinizi candan kucaklar, ayrı ayrı öperim. Soran bütün dost ve akrabalara selamlar. Acele ediyorlar, kısa oldu. Sizi hep seven, oğlunuz ve abiniz. Erdoğan Yazgan." http://www.hurriyet.com.tr/gundem/12273449.asp?gid=229 *********** FiLi ZüRAFA YAPAN GüÇ! Suçlu... Normal bir hukuk düzeninde önce deliller toplanır, sonra şüpheli veya suçluya ulaşılır. Normal olmayan bir hukuk düzeninde ise önce şüpheli kişiler gözaltına alınır, sonra delil aranır. Genel hukuk kuralı uyarınca, 'Suçu ispatlanıncaya kadar herkes masumdur.' Bizde ise 'suçsuzluğu ispatlanana kadar herkes suçlu'... ------------ ---- Ve bilinen bir fıkra ; CIA ve MİT hangi istihbarat örgütünün daha iyi olduğu konusunda bahse girmişler. Kurallar belirlenmiş. ormana bir zürafa salınacak, saklanması için iki gün süre verilecek, bu sürenin sonunda zürafayı en kısa sürede bulup yakalayan taraf bahsi kazanmış olacak. Zürafa ormana bırakılır, iki gün sonra önce CİA ajanları aramaya başlar. Uydu fotoğrafları, termal kameralar, ormandaki ajanlar vs. vs. derken iki saat içinde zürafa elleri kolları bağlı, paketlenerek getirilir. Sıra MİT'e gelmiştir. Zürafa tekrar ormana bırakılır, iki gün sonra MİT ajanları aramaya başlarlar. Bir saat geçer, iki saat geçer, beş saat geçer ses yok. Bir gün olur, gene ses yok. İkinci günün sonunda karga tulumba vaziyette ağzı gözü patlamış, kafası kolu kırılmış, her tarafı mosmor bir fil jürinin karşısına getirilir. 'İşte zürafayı yakaladık' der MİT ajanı. Jüri şaşırır. 'Bunun neresi zürafa yahu! Basbayağı fil bu' der. Fil bunu duyar duymaz ağlamaya başlar ve 'Abi ne alakası var, ne fili! Anam avradım olsun zürafayım ben' der... ↔ GİZLİ ZAMMI ÇEKİN Kent içi ulaşımda zaman zaman metro, metrobüs ve otobüsleri kullandığımı biliyorsunuz. Ama bu sistemli ve her gün olmadığı için herkesin kullandığı akbil yok bende. Bu nedenle akbil kullananların yaşadığı sorunları bilemiyorum. Bir okurumun gönderdiği mesajı okuyunca şaşırdım. Çünkü belediye toplu taşımaya yakışmayacak bir fiyat uygulaması yapıyormuş. Okurumdan gelen mesajı birlikte okuyalım: “Metrobüs bir çok vatandaş tarafından kullanılıyor. Ve tabi ki kimse tek vesait ile işine gidemediği için metrobüs öncesi ya da sonrası diğer ulaşım aracına aktarma yapıyor. Yakın zamana kadar ilk bastığımız akbil 1.50 TL sonrasındaki vesaite bastığımız akbil ise 0.75 TL alıyordu. Şimdi metrobüse bindiğimiz zaman bir sonraki vesaite yine 0.75 TL veriyoruz ama diğer vesaitten metrobüse geçtiğimiz zaman aktarma alamıyoruz, yani 1.50 TL veriyoruz. Kısaca önceleri günde 4.50 TL yol parasıyla 22 günden ayda 99 TL masrafımız olurken artık bu masrafımız 115.50 liraya yükselmiştir. Bu gizli zammın derhal geri çekilmesi için halkımızın uyanması gerekli, bunun içinde size güveniyorum. Lütfen bunu yazın. Bu halka yazık!” (T.S)
0 Yorum - Yorum Yaz
|